Farkında mıyız?

17.11.2010 1 Yorum

  Hayat insana bütün ezberini  bozdurtuyor.Son günlerde ‘size hayır gibi gelen şeyler şer, şer gibi gelenler hayır olabilir’ ayetini çok düşünür oldum.

 Hiç düşündünüz mü tüm sistemi okuyan, olayların iç yüzüne vâkıf en muhteşem kişi Hz.Muhammed Mustafa aleyhisselam neden istiğfar ederdi?

 Eşyanın hakikatini görme isteğine dair yaptığı duanın hikmeti neydi?

 Zulmet perdelerinden kurtulup, görülenin ardındaki gerçeğe ermektir  eşyanın hakikati.

 Semî ve Basîr açılımıyla beş duyu sınırlandırmasından kurulup, boyutsal derinliklerde B-ismi Allah’ın anlamını hissetmek, Allah isimlerinin manalarını yaşamaktır.

 Burada kesinlikle dikkat edilmesi gereken bir zorunluluk vardır.  Mevcut yapımızı oluşturan beşeri anlayışlar, değer yargılarımız, sınırlı bakış açımızla esmâ mertebesini ve isimlerin anlamlarını sınırlandırmaya kalkışırsak, hevâsını ilah edineni gördünmü ayetinin muhatabı olur, kendi zanlarımızdan oluşan bir ilaha tapınır gideriz.

 İnsanlar çoğunlukla olayların zahirine takılıp kalırlar.Ya da kendi akılları ölçüsünce hükümler verirler.Verdikleri hükümler neticesinde kendilerini kilitlerler  ya da yeni dünyalara yelken açarlar.Aklıma Şems ve Mevlana’nın karşılaştıkları o ilk sahne geldi.Ve o muhteşem soru…

 Muhammed mi büyük Bayezit-i Bistami mi?

 Dar kafaların O’nu kafirlikle,delilikle suçlayacağı soruyu sormuştur Şems.

  Ey Müslümanların imamı! Bir müşkülüm var. Hz. Muhammed mi büyük, Bayezid-i Bistami mi?
Sorunun heybetinden kendinden geçen Mevlana, kendini toplayınca;
“Bu nasıl sual böyle? Tabi ki, Allah’ın elçisi Hz. Muhammed bütün yaratıkların en büyüğüdür”der.
O zaman Şems:
“O halde neden Peygamber bu kadar büyüklüğü ile Ya Rabbi seni tenzih ederim, biz seni layık olduğun vechile bilemedik” buyururken, Bayezid, “Ben kendimi tenzih ederim! Benim şanım çok yücedir. Zira cesedimin her zerresinde Allah’tan başka varlık yok!..” demekte?
Mevlana:
“Hz. Muhammed, müthiş bir manevi susuzluk hastalığına tutulmuştu,’biz senin göğsünü açmadık mı?’  şerhiyle kalbi genişledi. Bunun için de susuzluktan dem vurdu. O Her gün sayısız makamlar geçiyor, her makamı geçtikçe evvelki bilgi ve makamına istiğfar ediyor, daha çok yakınlık istiyordu. Bayezid ise, bir yudum suyla susuzluğu dindi ve suya kandığından dem vurdu. Vardığı ilk makamın sarhoşluğuna kapılarak kendinden geçti ve o makamda kalarak bu sözü söyledi.”Aldığı cevapla, uğruna başını vereceği dosta kavuşmuştur Şems.

 İki dostun buluşmasından sonra Mevlana herkesten uzaklaşır.Dedikodular, iftiralar, çekememezlikler had safhaya ulaşır.Şems’i şuçlar dar kafalar. Ayrılıklar yaşanır. Şems gider. O nun yokluğunda Divan-ı Şems i yazar Mevlana. Mevlana’daki ateşi tutuşturmuştur Şems.

 Biliyor musunuz dostlar öğrendikçe suskunluğum arttı. Sustukça yeni şeyler öğrendim. Düşünmeden konuşan insanların nasıl bir fâsit daire içinde dönüp durduklarına şahit oldum. Hayat her geçen gün biraz daha hayretimi artırıyor. Sınırlı düşüncelerimizle, sonsuz- sınırsız olanı nasıl sınırlandırmak istediğimizin farkında değiliz. Aslında kendi ellerimizle ayaklarımıza prangalar vurduğumuzun farkında değiliz. İş işten geçmeden, dünya rüyasından uyanmadan, kilitelerimizi  kırabilecek miyiz. Kendimiz ve başkaları hakkında verdiğimiz hükümlerle etrafımıza ördüğümüz kozanın farkına ne zaman varacağız. Dışarda başka bir dünya olduğunun farkında olmadan yaşayan sudaki balıklardan farkımız var mı?

 Uzun zaman önce farkettiğim bir gerçeği paylaşmak istiyorum sizlerle. Ne zaman birilerine akıl vermeye kalksam, ya da ne zaman bir bilgiyi paylaşsam çevremdeki insanlarla, ona uygun sahneler gelir karşıma. Bu yüzdendir ki öylesine gelişi güzel konuşan insanlar hep içimi ürpertir.  

   Tolstoy 'Başınıza gelen sıkıntı ve musibetler size verilmiş cezalar değil ruhunuzu yüceltmeniz için size sunulmuş fırsatlardır.' der. Robin Sharma ' Başınıza gelen her türlü olay sizin olmanızgereken kişi olabilmeniz için Tanrı tarafından oluşturulmuş düzeneklerdir.' der.Hangi ağızdan çıkarsa çıksın hakikat hakikattir. ‘’Hayır bildiğiniz de şer, şer bildiğiniz de hayır vardır.Siz bilemezsiniz ancak Rabbiniz bilir…’’

Toplam 1 Yorum Yapılmış.

  • 01.12.2010

    "öğrendikçe suskunluğum arttı. Sustukça yeni şeyler öğrendim" çok güzel bir yazı olmuş yüreginize sağlık.

Yorum Yapın:

Gönder

Hakkımda

Ziyaret etmekte olduğunuz bu site 15 yılı aşkın zamandır yapmış olduğum okumalar neticesinde doğruluğuna inandığım bilgileri paylaşma platformudur.
Devamını Oku

İLETİŞİM

İletişim formunu kullanarak görüş ve önerilerinizi ulaştırabilirsiniz.

RSS İletişim Facebook Twitter