Ayna Nöronlar

04.10.2010 2 Yorum

   Ayna nöronlar duyular vasıtasıyla, dış dünyadan gelen sinyalleri alıp, fotokopisini saklayan ve duruma göre taklit eden sinyallerdir. Hayatta sürekli olarak bir alış veriş içindeyiz. Çevremizdeki kişilerin davranışlarını alır kaydederiz. Esneyen bir kişinin bulunduğu ortamdaki esneme eylemi kolayca diğerlerine geçebilir. Yada çok neşeli ortamlarda kolayca neşelenebiliriz. Sürü psikolojisinde de yine ayna nöronlar aktif rol oynar.İzlediğiniz bir futbol karşılaşmasında orayı dolduran insanların hep birlikte hareket etmesi, miting alanlarında sergilenen taşkınlıklar ayna nöronların faaliyetine birer örnektir.

   Sürekli birlikte olduğumuz kişilerin hareketlerini taklit ederiz.Konuşma tarzımız, mimiklerimiz farkında bile olmadan onunkine benzer.

   Sadece davranışlarımız değil, duygu ve düşüncelerimiz de kopya edilir. Uzun yıllar birlikte yaşayan eşlerin birbirlerine benzedikleri söylenir. Mutluluk ve mutsuzluk bulaşıcı… Cahillik ve bilgi bulaşıcı… Sürekli negatif ya da pozitif etki altındayız. Çevremizdeki insanlar mutlu, hayırlı sözler söyleyen, güzel yaşayan insanlarsa pozitif, sürekli olumsuz düşünüp çirkin davranışlar sergileyen insanlar ise negatif etkileniyoruz.Ayna nöronlara özetle empati kuran nöronlar diyebiliriz.

   Harvard Üniversitesi Tıp Fakültesinden tıbbi sosyolog Nicholas Christakis, mutluluk, depresyon, obezite, içki ve sigara alışkanlığı, sağlık takıntısı, özel bir müzik ve yiyecek türü tercihi, hatta intihara yatkınlık gibi duygu ve davranış şekillerinin “ Suya atılmış taşlar gibi ” sosyal ağlar üzerinden yuvarlanarak yol aldığını ileri sürüyor.

   Colombia Üniversitesinden Duncan Watts; Sosyal etkileşim çoğu zaman iyi birşeydir.Öncelikle yapısal açıdan sosyal yaratıklar olduğumuzu kabullenelim.Kim olduğumuz ve ne yaptığımız genellikle çevremize çizdiğimiz küçük dairenin dışında kalan güçlerin etkisi ile şekillenir.Bu gerçeği reddetmeyelim.Dahası sosyal bulaşıcılık diye bir kavramın farkında olduğumuz zaman bundan etkilenmemenin yollarını buluruz diyor. Bu konuyu zaman içerisinde gözlemleyip deneyimleyerek çok önemli tespitler yapmış atalarımız. Üzüm üzüme baka baka kararır. Körle yatan şaşı kalkar. İtle yatan bitle kalkar. Bana arkadaşını söyle sana kim olduğunu söyleyeyim şeklindeki bakış açısını atalarımız ayna nöronlar bulgusundan çok önce yakalamış.

   Sürekli bir arada bulunan kişiler birbirlerinin özelliklerini, alışkanlıklarını kaparlar.

   Giacomo Rizzolatti ve ekibinin yaptığı araştırmalarda maymun beyninde bir dizi sinir hücresinin, basit amaca yönelik hareketler esnasında çalıştığı tespit edildi. Bu hücrelerin, dikkati çeken bir özelliği de başkaları benzer hareketi yaptığı esnada faaliyete geçiyor olmalarıydı. Bu sinir hücreleri gözlemcinin beyninde başka birinin yaptığı hareketleri doğrudan yansıttığından ayna sinir hücreleri olarak adlandırıldılar. Bu hücreler hareketleri kopyalayıp uygun koşullarda sergilemek üzere depoluyor.

  Giacomo Rizzolatti’nin deyimi ile “ Ayna nöronlar insanları yıldızlara uzandırırken, maymunları ancak fıstıklara uzandırır. “

  Adeta bir dalga okyanusunda yaşıyoruz. Beyinler bu dalgalara açık, alıcı verici durumunda. Hiç tanımadığımız kişilerden ( pozitif,negatif ) gelen dalgaları alabileceğimiz gibi yönlendirilmiş beyin dalgalarına da maruz kalabiliriz. Niyetlerimiz, başkaları ya da kendi hakkımızda verdiğimiz hükümler, bakış açılarımız, hayatımızı şekillendiriyor. Her bir niyetimiz, her bir söz ve davranışımız hayatımızı şekillendiriyor. Hayır ve şer arasında gidip geliyoruz. Kimlerden ya da nelerden hangi etkileri alıp, kimlere ya da hangi olaylara nasıl etki ettiğimizi hiç düşündük mü ? Baktığımız ayna neresi ?

   Kur’an’da ki “ Sadıklarla olun “ emrini ayna nöronlar bulgusuyla değerlendirirsek…

   “Allah işaretlerinin inkâr edildiği ve onlar hakkında uygunsuz konuşulduğu ortamlarda oturmayın; başka bir konuya dönülmedikçe ! Aksi halde kesinlikle siz onların misli ( benzeri ) olursunuz.“ Bu uyarıyı da yine aynı şekilde ayna nöronlar bulgusuyla değerlendirirsek cehenneme gidecek münafık ve inkarcılarla cennet ahalisinin durumu farklı bir anlam kazanacaktır.

Çevremizle ve tüm evrenle görünmez bir bağımız var.

Hangi düşünceye, hangi olaya ne tür istikamet veriyoruz.

Kimlerden ya da nelerden hangi etlileri alıyoruz.

Hep bahsedilir imtihan dünyasında yaşadığımızdan… Peki nedir bu imtihan…

Sorular ne şekilde, hangi zamanlarda ulaşır bizlere…

Sinsice fısıldayan, kılıktan kılığa girerek çeşitli suretlerde karşımıza dikilen kovulmuşun imtihanımızdaki rolü ney… 

     İmtihan demek yaşadığımız her an bize ulaşan yanlış bilgilerle doğru bilgiler arasında yapacağımız tercihlerin neticelerine ulaşmaktır. Herkesin cevabı kendinde saklı…   

Suskun

Toplam 2 Yorum Yapılmış.

  • 06.10.2010

    Öncelikle ellerinize sağlık. Bazen geriye dönüp baktığımızda farkında bile olmadan nasıl bu kadar değişip şu an bulunduğumuz hale geldiğimizi düşünüp durur, işin içinden çıkamayız. İşin içinden çıkabilmemize yardımcı olabilecek bir yazı olmuş. Bu yazıyla o değişimlerin/etkileşimlerin nasıl gerçekleştiğini 1-2 boyutuyla(Ayna nöronlar dışında da etkileşimler olsa gerek) anlatmışsınız.

  • 04.06.2011

    bu yüzden gözönünde olanlar örnek olmalı negatif şeylerin üstü örtülmeli bence.

Yorum Yapın:

Gönder

Hakkımda

Ziyaret etmekte olduğunuz bu site 15 yılı aşkın zamandır yapmış olduğum okumalar neticesinde doğruluğuna inandığım bilgileri paylaşma platformudur.
Devamını Oku

İLETİŞİM

İletişim formunu kullanarak görüş ve önerilerinizi ulaştırabilirsiniz.

RSS İletişim Facebook Twitter