Şefaat

01.10.2010 1 Yorum

      Şefaat kelime anlamı olarak birinden başkası adına ricada bulunmak, vasıtalık etmek, yardımcı olmak, eşlik etmek, iyi konumda olan birinin ihtiyacı olan birine arka çıkması, aracı olması anlamlarında kullanılır.

    İnsanın arınması yönünde yapacağı çalışmalarda yardım alması,idrakinin açılması,tevhidi kavraması(BİİZNİHİ)şefaat kapsamında değerlendirilir.  

   "Her kim iyilik için şefaat ederse(arka çıkarsa) bundan kendine bir pay vardır. Her kim de kötülük için şefaat ederse(arka çıkarsa)onun da bundan sorumluluğu vardır. Allah her şeyi korur ve kollar."(Nisa 4/85)

     Bir mü'minin diğer bir mü'mine dua etmesi de bir nevi şefaattir. Nebi, Rasül ve Veli'lerin şefaati onlardan gelen ilmi alıp değerlendirmek suretiyledir. Rasül Aleyhhisselam'ın "kişi sevdiğiyle beraberdir" sözünü hatırlayalım. Şayet kişi değer verdiği insanlardan gelen ilme kendini açar ve yaşamına geçirirse şefaate ermiş demektir. Dünyada âmâ olan ahirette de âmâ olur hükmünce kişinin yaşarken yanlışlarını farkedip yanmasına sebep olacak düşünce, anlayış, kişi ve olaylardan kurtulmaya çalışmasından başka şansı yoktur.

     Pek çok konuda olduğu gibi şefaat konusunda da günümüzde çok farklı inanışlar vardır. Çoğu kişi kendi şeyhinin zamanın gavsı olduğuna inanıyor. Son nefeslerinde şeyhlerinin imanlarını kurtaracaklarına inananlar var. En azıyla farz ibadetleri bile yapmayan bazı insanların böylesi bir hayale kendilerini kaptırmış olmaları ne yaman bir çelişki! Sen dünyada yaşarken gıybet ve dedikoduyla ömür tüketeceksin, yalan, iftira, kul hakkı v.s geri durmayacaksın, egon ilahlığını ilan etmiş, kibir içindesin. İnandığın bir ilah var ama ötelerde bir yerlerde... Bir de O'nun veli kulları var dünyada... o da gelip son nefesinde senin imanını kurtaracak! Hangi imanını? Neye imanını?

      “Kendi hevâsını (kötü duygularını) ilâh/tanrı edinen ve Allah’ın bir bilgiye göre saptırdığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünün üstüne de perde çektiği kimseyi gördün mü? Şimdi onu Allah’tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Hâlâ ibret almayacak mısınız?” (45/Câsiye, 23)
 
    "Öyle bir günden korkun ki, o günde hiç kimse başkası için herhangi bir ödemede bulunamaz; hiç kimseden (Allah izin vermedikçe) şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz; onlara asla yardım da yapılmaz."(Bakara/48)
 
    Yaşarken yapmadıklarını, ölüm ötesi sonsuz hayatta yapma şansı yok. Hele bir gidelimde gidince görürüz demek büyük gaflet! Birde kalbi temiz olanlar var.(benim kalbim temiz, kimseye kötülük yapmam, asıl ibadet budur anlayışı) Sanki teklif edilen ibadetler kötülük yapanlar için... Abdulkadir Geylani(k.s) Gaybın Dili isimli eserinde şöyle der: "Mü'minin kalbine ilk defa hikmet yıldızı doğar, onu ilim ayı takip eder, onu da marifet güneşi. Hikmet yıldızı ile dünyaya kamerin ziyası ile uhra'ya, marifet güneşi ile de Mevla'ya bakar.
 
    Şefaate nail olanlar ilmi alıp gereğini yaparlar. Kişi edindiği bilgilerle kendisini yanmaktan kurtaracak arınmayı oluşturur. Allah'a erer.(BİİZNİHİ) "De ki: Bütün şefâat Allah’ındır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O’nundur. Sonra O’na döndürüleceksiniz."(ZÜMER 44) Bu konulara kafa yormak, anlamaya çalışmak şefaat kapısının açılması demektir.

     Müşrikler Allah'ı bir çeşit yeryüzü kıralına benzettikleri için putlarını onun geri çeviremeyeceği çok üstün bir konumda görüyorlardı. Allah şöyle buyurur: “Allah ile kendi aralarına koydukları öyle şeye kul olurlar ki, onlara ne bir zararları olur ne de fayda sağlar.“ Bunlar, Allah katında bizim şefaatçilerimizdir” derler. De ki: “Göklerde ve yerde, Allah’ın bilmediği bir şeyi mi ona haber veriyorsunuz?” Allah, onların ortak koştukları şeyden uzak ve yücedir.” (Yunus 10/18)

    "O gün, kendisinden sapma imkanı olamayan çağırıcıya uyacaklar. Rahman (olan Allah)a karşı sesler kısılmıştır; artık bir hışırtıdan başka bir şey işitemezsin.O gün, Rahman (olan Allah)'ın kendisine izin verdiği ve sözünden hoşnut olduğu kimseden başkasının şefaati bir yarar sağlamaz. O, önlerindekini de, arkalarındakini de bilir. Onlar ise, bilgi bakımından O'nu kavrayıp kuşatamazlar."(Taha 108,109,110)

    " Allah, onların önlerindekini de, arkalarındakini de (yaptıklarını ve yapacaklarını) bilir. Onlar, Allah'ın hoşnut olduğu kimseden başkasına şefaat etmezler. Hepsi de O'nun korkusundan titrerler."(Enbiya 28)

    "Rablerinin huzurunda toplanacaklarından korkanları Kur'an'la uyar. Onlar için Allah'tan başka ne bir dost, ne de bir şefaatçi vardır. Gerekir ki Allah'tan korkarlar."(En'am 51)

    "(O gün) Rahmân (olan Allah)'ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır.
(Meryem 87)Görüldüğü gibi Allah'ın dilemesi dışında hiç bir şey yoktur.Şefaat Allah'ın affetmeyi dilediği kullar için bir sebeptir.Her sebep bir sonuca götürür.Her sonuç başka bir sonucun sebebidir.Allah'ın yaratışında her şey bir hikmetledir.

    Şefaat eden de şefaat edilen de Allahın dilemesiyle bunu gerçekleştirir. Herhangi birine şefaat edecek diye güvenip bel bağlamak Allah'ı terketmek anlamına gelir. Onlara şöyle deniir: "Bugün, sizi ilk defa yarattığımız zamanki gibi yapayalnız huzurumuza geldiniz, size verdiğimiz herşeyi arkanızda bıraktınız. Allah'ın size göre ortağı olduklarını iddia ederek yardımlarına, şefaatlerine güvendiğiniz ortakları yanınızda görmüyoruz. Aranızdaki bütün bağlar artık kesilmiş, güvendiklerinizin hepsi kaybolup gitmiştir."(En'am 94)

    Günahlardan şirk hariç Allah dilediğini affedebilir. Hadislerde Allah Rasülünün şefaat edeceği bildirilmiştir. "Her peygamberin kabul edilmiş bir duası vardır. Diğer peygamberler dualarını bu dünyada yaptılar. Ben ümmetime duamı şefaat için kıyamet gününe sakladım. Allah dilerse ona ümmetimin şirk koşmadan ölenleri nail olacak" demiştir. Ayrıca kendisinin "Makam-ı Mahmud'a eriştirilmesi için dua edilmesini istemiş, kendiside bu yönde dua etmiştir." Gecenin bir kısmında kalk, sana ait nafile olarak onunla (Kur'an'la) namaz kıl. Umulur ki Rabbin seni övülmüş bir makama ulaştırır."(İsra 79) 

   Görüldüğü gibi Kur'an da müşriklerin zannettikleri gibi bir şefaat anlayışı yoktur. Şirk pisliğinden arınıp şefaate erenlerden olmak dileğiyle...
          
     Suskun
 

Toplam 1 Yorum Yapılmış.

  • 01.10.2010

    Verdiginiz doğru bilgiler ve yorumlarınıza katılmamak mümkün degil. yeni yazılarınızı bekliyoruz.

Yorum Yapın:

Gönder

Hakkımda

Ziyaret etmekte olduğunuz bu site 15 yılı aşkın zamandır yapmış olduğum okumalar neticesinde doğruluğuna inandığım bilgileri paylaşma platformudur.
Devamını Oku

İLETİŞİM

İletişim formunu kullanarak görüş ve önerilerinizi ulaştırabilirsiniz.

RSS İletişim Facebook Twitter